Körfez, İzmit’in gürültülü merkezine benzemez. Sanayi bacaları bir yanda, körfeze bakan evler bir yanda. Ben Buse. Kendi evim burada. Odayı başkasının kapıcısına emanet etmeden, kendi temposumla escort işini buradan yürütüyorum. Ev olunca her şey değişiyor. Saat de, ses de, kapıya gelen adım da.
İlanımı açtığımda yazanların bir kısmı “Körfez neresi, uzak mı” diye soruyor. Haritada İzmit’e yapışık durur. Akşam D-100 tıkandığında o yapışıklık uzar. Yarımca çıkışı, Hereke hattı, yağmur… Planı beş dakikada kuranlar burada yanılıyor.
Evin Olması Her Kapıyı Açmaz
Kendi evim var diye her teklifi almıyorum. Tam tersi. Ev, daha seçici durmayı gerektiriyor. Burası otel koridoru değil. Komşu var. Merdiven var. Sabah erken kalkanlar var. O yüzden saati baştan kesiyorum. Gece yarısı “hemen geliyorum” diyenlerle evimi paylaşmıyorum.

Profilimi yazarken evi reklam malzemesi yapmıyorum. “Lüks villa, her şey serbest” cümleleri bana uzak. Evim düzenli, sakin, körfeze bakıyor. Bu kadar. Fotoğraflarım da öyle. Yüzümü ve duruşumu yansıtsın yeter. Başka birinin salonunu kendi evimmiş gibi göstermek istemiyorum.
İnsanlar ilanda gördükleri kadınla konuştuklarından emin olmak istiyor. Anlıyorum. O yüzden abartmıyorum. Ten konusu da öyle. Vaadin çoğu odada bozulur. Sözü kısa tutuyorum.
İlk Mesajda Evimi Soranlar Oluyor
Bana yazan birinin ilk cümlesine bakıyorum. Saygılı ve netse konuşulur. “Adres at, geliyorum” diye başlayanlar evin sınırını anlamamış demektir. Adres, güven kurulunca konuşulur. İlk satırda değil.
Körfez’de kendi evinde çalışmak, görünmez olmak demek değil. Daha görünür aslında. Küçük yerde araba sesi, kapı zili, geç saatte inen merdiven… Hepsi belli olur. O yüzden gizlilik benim için süs değil. Evimin durması için şart.
Bazen İzmit merkezden yazıp “yakın, on dakikada oradayım” diyen oluyor. Öğlen doğru. Akşam değil. Bunu yaşadıktan sonra son dakika planı almıyorum. Ev bekleyen evdir. Yol bekleyen yol.
Körfez’in Temposu Başka
Burası sahil şeridi gibi durur uzaktan. İçinden bakınca sanayi çıkışı, vardiya saati, tır yoğunluğu işin içine girer. Güzellik manzarada. Plan ise yolda bozulur. O yüzden aynı hatta kalmayı tercih ederim. Bir gün Derince, bir gün Hereke, bir gün merkez… Savrulunca evin ritmi kaçıyor.
Evin olması, her şeyi yatakta çözmek anlamına da gelmiyor. Önce söz. Saat, süre, neyin konuşulmayacağı. Ten, söz durunca gelir. Söz durmadan gelen el, acele kokuyor. Acele de evde yersiz duruyor.
Hafiflik istiyorsam bağırganlık istemem. Kapıda nasıl durulacağı, odanın ısısı, konuşmanın kısılması… Bunlar listelenince ucuzlar. Yaşanır. Mesajda her ayrıntıyı vermiyorum. Kendime yer bırakıyorum.
Sınır Evde Daha Keskin
Otelde istenmeyen bir şey olunca kapıyı çarpıp çıkarsın. Evde öyle değil. O yüzden baştan kesiyorum. İstenmeyen yerde ısrar, geceyi bitirir. Bitirmesini de isterim. Kendi evimde pazarlık konusu olmam.
Kaba mesajla sıcak mesaj ayrı durur. Sıcaklık hoşuma gider. Emir cümlesi gitmez. “Ne giyiyorsun hemen söyle” diye açılan sohbet, çoğu zaman evin kuralını da tanımaz. Tanımayanla kapımı açmıyorum.
Gizlilik konusunda da aynı. İsim, sokak, komşu, araba plakası… Bunlar merak değil, yük. Yükü eve almıyorum.
Kendi Masam, Kendi Saatim
Artık günü doldurmuyorum. Evim olduğu için doldurmak cazip geliyor başta. Doldurunca sesim sertleşiyor. Sertleşince işin tadı kaçıyor. Aralarda boşluk bırakıyorum. Bir plan uzayabiliyor. Bir yol kapanabiliyor.
Fotoğraflarımı arada yeniliyorum. Metni kısaltıyorum. Uzun anlatı okunmuyor. Kısa duran, evini öne sürmeden duran bir profil bana yetiyor.
Körfez akşamları sanayi durunca başka bir sessizliğe geçiyor. O sessizlikte ev daha çok duyuluyor. Ben de tonumu düşürüyorum. Her yazana yer açmıyorum. Yer açtığımda da her şeyi baştan tüketmiyorum.
Buse olarak burada kalmamın sebebi evimin bana ait olması. Aidiyet, her kapıyı açtırmaz. Daha azını, daha düzgününü seçtirir. Uymayan saati zorlamıyorum. Uymayan üslubu uzatmıyorum. Ev durduğu sürece ben de dururum. Dağıtana yer yok.
